Sual: Hasta namazlarını nasıl kılar?
CEVAP
Hastalık çeşit çeşittir. Ayakta duramayan hasta, ayakta iken başı dönen, başı, dişi, gözü veya başka yeri çok ağrıyan, idrâr, yel kaçıran, yarası akan, ayakta kılınca avret yeri açılacak olan, oturarak kılar. Ayakta kılınca hastalığının artacağını veya iyi olmasının gecikeceğini kendi tecrübesi ile veya mütehassıs sâlih bir tabîbin bildirmesi ile anlayan hasta da, yere oturarak kılar. Kolayına geldiği gibi bağdaş kurarak veya başka türlü yere oturur. Rükü’ için, biraz eğilir, secde için, başını yere kor.
[Sandalyeye oturup îmâ ile kılması câiz değildir. Bacakları felçli olan, bir yardımcı ile de yere inerse, tekerlekli sandalyesinde namaz kılması câiz olmaz. Yere inemeyen ve indirecek bir yardımcı da bulamayan kimse, vakit çıkma tehlikesi de varsa, böyle bir zarûretle namazı tekerlekli sandalyede îmâ ile kılması câiz olur.]
Ayakta duramayan hasta, oturarak kılar. Duvara dayanarak, biraz ayakta durabilenin, ayakta tekbîr alması ve o kadarcık ayakta okuması farzdır. Yaşlı kişi, ayakta namaz kıldığı zaman idrâr kaçırırsa, oturunca idrârı akmazsa, oturarak kılar. Ayakta yarası akan da, oturarak kılar.
Secde edince idrârı akan veya yel kaçıran, ayakta îmâ ile kılar. Hadîs-i şerîfte, (Hasta, namazını ayakta kılamazsa, oturarak, buna da gücü yetmezse, sırtüstü yatarak îmâ ile kılar) buyuruldu. Âl-i İmrân sûresinin, (Onlar ayakta iken, otururken, yanları üzerine yatarken Allahı zikrederler) meâlindeki 191. âyetindeki zikir, namazdır. (Namazı, gücü yeten ayakta kılar, ayakta kılmaktan âciz olan oturarak kılar, bundan da âciz olan, yatarak îmâ ile kılar) demektir. (Bahr-ür-râık)
Yatarak da, başı ile îmâ edemiyen hasta, namazını kazâya bırakır. Yatarak îmâ ile kılarken, sağ tarafa yatmak, sol tarafa yatarak kılmaktan evlâdır. Sırtüstü yatmak da sağa yatıp îmâ ile kılmaktan evlâdır. Oturamayan hasta, ayakta îmâ ile kılar. Îmâ baş ile, vücut ile olur. Göz, kaş ve kalb ile îmâ olmaz. Fetvâ böyledir. İmâm-ı Ebû Yûsüf’e göre, başı ile îmâ edemiyen hastanın gözü ile îmâ etmesi câizdir. İmâm-ı Züfer’e göre ise, kalbi ile de îmâ câizdir. (R.Muhtâr, Halebî, Tahtâvî)
Demek ki, şuuru yerinde olan bir hasta, her halükârda namazını kılması gerekir. Bu da namazın çok önemli bir ibâdet olduğunu göstermektedir.
Hanefide göz ile ima caiz değildir. İma baş ile olur. Baş ile de ima edemeyen hasta, Şafiî mezhebini taklid ederek göz ile ima ederek kılabilir.