Allahü teala Kur'ân-ı kerîmde, Mutaffifîn sûresi, birinci âyetinde meâlen "Verirken noksan, alırken fazla ölçenlere acı azaplar yapacağım" buyuruyor...
 
Müslüman dürüst insandır. Kim olursa olsun hile yapmaz. Ölçüde, tartıda hile yapmanın, aldatmanın büyük günâh olduğunu bilir. Kur'ân-ı kerîmde, Mutaffifîn sûresi, birinci âyetinde meâlen, (Verirken noksan, alırken fazla ölçenlere acı azaplar yapacağım) buyuruldu. Bunun için büyüklerimiz, bu acı azaba düçar kalmaktan çok korkarlardı. Azaba düşmemek için de her aldıklarını biraz noksan, verdiklerini de, biraz fazla ölçerler ve "Bu az fark, Cehennem ile aramızda perdedir" derlerdi.
Bunu, tam doğru ölçememek korkusundan yaparlardı. Üç kuruşluk mal için, Cehennem azabını kazananlar ne kadar ahmaktır!..
Resûlullah Efendimiz, her ne satın alsaydı, parasını biraz fazla verirdi. Din Büyükleri buyuruyor ki:
- Fâsıkların, günâhkârların en kötüsü, alırken çok, satarken az ölçenlerdir.
Dünya işleri, âhiret için çalışmaya mâni olmamalıdır. Âhiret için ticaret yeri camilerdir. Münâfıkûn sûresinin, dokuzuncu âyet-i kerîmesinde meâlen, (Mallarınız ve çocuklarınız, Allahü teâlâyı, hatırlamanıza mâni olmasın!) buyuruldu.
Halife hazret-i Ömer tüccarlara;
- Ey tüccarlar! Önce âhiret rızkını kazanın! Sonra dünya rızkına çalışın! buyururdu. Ticaretle meşgul olan büyüklerimiz, sabah-akşam âhiret için çalışır, Kur'ân-ı kerîm okur, ders dinler, tövbe ve duâ eder, ilim öğrenir ve gençlere öğretirlerdi. 
Peygamber Efendimiz, bir malın pahalı satılması için, herkesin yanında, onu yüksek fiyatla satın almaktan da menederdi. Müşteriler, böyle bir satış olduğunu anlarsa, satışı bozabilir. Piyasayı bilmeyenlere yüksek fiyatla mal satmak da haramdır.
Basra'da büyük bir tüccar vardı. İran'da bulunan adamlarından biri kendisine mektup yazarak;
- Bu sene şeker kamışı verimli olmadı. Başkaları duymadan, çok şeker al, dedi.
Tüccar da, çok şeker satın alıp, şeker piyasadan çekilince, pahalı satarak, çok kâr etti. Sonra; "Şeker kamışlarına âfet geldiğini Müslümanlardan saklayarak, onlara hıyanet ettim! Aman Allahım, ben ne yaptım, bu nasıl Müslümanlıktır..." diye düşündü ve otuz bin dirhemi, şekerlerini satmış olduğu kimselere götürdü. Her birine, "Bu para senindir" dedi. "Niçin?" dediklerinde, yaptığı yanlış işi anlattı. Hiçbiri almayıp, "Sana helâl olsun" dediler... Akşam evinde düşündü ki, "Belki utanarak almamışlardır. Din kardeşlerime hıyanet ettim" diyerek, ertesi gün tekrar götürdü. Her birine yalvararak otuz bin dirhem gümüşü taksim etti. 
Bu zamanda böyle tüccarlar var mı dersiniz?..