Seyyid Ebül Vefâ hazretlerinin bir hohbetinde cemaat fevkalâde etkilenmiş, mest olmuştu.
Sultan, tebdîl-i kıyâfetle gelip bütün cemaati nûr’a gark olmuş hâlde görünce şaşırdı!
Saraya geldi.
Vezirine “Bir kabın içine bir miktar hamur koyup Ebül Vefâ'ya götür ve ‘Sultânımızın selâmı var. Erkek ve kadınlardan bir meclis kurmanı istiyor’ de!” diye emretti.
Vezir denileni yaptı.
Ve huzura vardı.
Ebül Vefâ sordu:
“Ey vezir, sultan bize yağ ve bal mı gönderdi?”
“Hayır efendim” dedi.
Ve o kabı uzattı
Ama kap açılınca şaşkına döndü!
Zîra yağ ve bal vardı kabın içinde.
Mübârek, sordu:
“Sultan bizden, erkek ve kadınlardan müteşekkil bir meclis kurmamızı mı istiyor?”
“Evet efendim.”
O vakit bir kutu aldı.
Ve başvezire uzatıp;
“Cevâbımız bu kutunun içindedir. Bunu sultânınıza ver” dedi.
Vezir geri döndü.
Ve kutuyu arz etti.
Kutunun içine bir miktar “ateş koru” biraz “pamuk”, ikisinin arasına da bir küme “kar” koymuştu.
Demek istemişti ki;
Erkeklerin şehveti “ateş koru” gibidir. Kadınlarınkiyse “pamuk” gibi. Bir yerde durmaları tehlikelidir.
Aralarına “kar” konur.
Ateş, pamuğu yakamaz.
Sultan bundaki "ince mânâyı” anladı...
Ama inâdından vazgeçmedi!..