Alın yazısını okumak

Alın yazısını okumak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Herkesin yaptığı iş, alın yazısının gereğidir. İnsanın alın yazısı icraatıdır. O hâlde herkes, kendi alın yazısını, yaptığı işe...

Nur’un temiz alından temiz alna geçmesi

Nur’un temiz alından temiz alna geçmesi

Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu nur alnında parlamaya başladı. Âdem aleyhisselamdan itibaren temiz babalardan ve temiz analardan geçerek, Peygamber efendimize...

Hasreti çekilen insan

Hasreti çekilen insan

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslümanın imanının parlaklığı, işlerindeki hassasiyetle ölçülür. Konuşurken, alışverişte veya başka bir iş...

Dünyaya kıymet vermek

Dünyaya kıymet vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimizin esası imandır. Bir ağacın gövdesi, dalı ve yaprağı var da, kökü yoksa, o ağaç meyve veremez. Kısa zamanda...

Bu gaflet niye?

Bu gaflet niye?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her işini Allah için yapandan, hem Cenab-ı Hak razı olur, hem de dünya ona hizmetçi olur. Eğer dünya için,...

Birlik ve beraberlik için

Birlik ve beraberlik için

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dinimize ihlâsla hizmet edenler, bir vücut gibi olmalıdır. Bu birliğin esası, bu yolun büyüklerine dil uzatmamaktır....

Âhirette asla karışıklık olmaz

Âhirette asla karışıklık olmaz

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Eshab-ı kiram, Peygamber efendimize kavuştuktan sonra, Eshab-ı kiram oldular, gerçek imana kavuştular. Kendi aralarında da hep sohbet...

İyiliklerin karşılığı

İyiliklerin karşılığı

Âhırette Cehennemden kurtulmak, yalnız Muhammed aleyhisselâma tâbi olanlara mahsûstur. Dünyada yapılan hayrât ve hasenât, yani...

Ribi Bin Âmir

Ribi Bin Âmir

Eshab-ı kiramın elçilerinden. Hazret-i Ömer'in hilafeti zamanı idi. İslâm adaleti altında müslümanlar, bir taraftan altın devirlerini...

Taptığınız ayağımın altında

Taptığınız ayağımın altında

Muhyiddin-i Arabi hazretleri, büyük veli ve müctehid idi. Konya’ya gelip, Sadreddin-i Konevinin üvey babası oldu. Nakil ettiği bilgilerin hepsi,...

Kıymetli beş nasihat

Kıymetli beş nasihat

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Merhum hocamızın, nasihat ve vasiyetlerinden bazıları şöyledir: 1- Kitaplarımızı okuyun! Çünkü onlar bizim şahsımıza...

Başarı ve sevginin sırr…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Başarılı bir...

Minareden okunan şiir

Büyük çoğunluğu, yüksek rütbeli Osmanlı devlet...

Allah diyen genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık...

Hüseyin Hilmi Işık Efen…

Merhum Enver Abimizin 2001 yılındaki taziye...

Allah tevbe edeni affed…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Her gaflet...

Sevgi, birlik beraberli…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hazret-i Ali...

Kainatin Efendisi

Misk kokulu Abdülmuttali…

Peygamber efendimizin babası Hazreti Abdullah...

Hazret-i Hadice ile evlen…

Hazret-i Hadice validemiz, Varaka bin...

Zulüm, had safhadaydı...

Yeryüzünün merkezi olan mübarek Mekke’de...

Eshab-ı kiram

Meymune Binti Hâris

Peygamberimizin hanımlarından. Hazret-i Meymune, Hazret-i Abbas’ın...

Ümm-i Eymen

Peygamberimizin dadısı. Peygamber efendimiz, doğmadan önce...

Muhammed Bin Mesleme

Resûlullah efendimizin fedâîlerinden. Bedir savaşından sonra...

Hikmetli Sözler

İhlâs olmazsa

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü...

Kavanozda kalan el

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hindistan’da...

Kapasiteyi artırmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dine...

“Bir daha kızımı rahatsız ettiğini görürsem seni yaşatmam bilmiş ol! Şimdi buradan defol git!..”

 

Çalıştığım iş yerinin önünden geçiyordu. Bir gün beş gün derken gözüm artık onu arar olmuştu. Ona karşı yüreğimde bir şeyler kıpırdanmaya başlamıştı… İçimde bir yakınlık hissettim. Bu hâl beni araştırmaya yöneltti, sonuçta takip ederek evlerini öğrendim...

Annesini babasını kardeşlerini uzaktan tanıdım. Niyetim ciddi bir yuva kurmaktı. Memleketimizde gelenek göreneğimize göre dünür göndermem gerekirdi. Yan sokakta oturan akrabalarımla konuşup evlerine dünür gönderdim.

Bize verdikleri cevap hayal kırıklığıydı; “Size verecek kızımız yok” dediler.

Ama ben onu sevmiştim, hemen vazgeçmek istemedim. Kendi kendime “belki kendisiyle konuşursam, niyetimi anlatırsam kabul eder, anlaşır evlenebiliriz” dedim. Kim bilir kız benimle yüz yüze konuşmak ve beni yakından tanımak istemiş olabilir diye düşündüm...

Bu düşüncelerle iş çıkışında kendisini takip ederek peşinden gittim… Ah bu ezikliğin gözü kör olsun. Kendime güvenim mi yoktu, utanıyor muydum; çok mu seviyordum da dilim tutuluyordu bilemiyorum, söyleyemedim… Diyemedim… Cesaret edip de bir türlü dileğimi kendisine açıklayamadım. Bu hâlimle ona askıntılık yapan biri durumuna düştüğümün farkında bile değildim.

Aslında o da benim kendisine olan ilgimi görmüş ve bu durumu babasına anlatmış. Babası da “dünür geldiler, hayır dedik. Bu adam kızımın peşinde hâlâ niye dolaşıyor?” diyerek bana haddimi bildirmek istemiş.

Birkaç gün sonraydı. İş çıkışı yine kızın peşinden gideceğim, “bu defa niyetimi kesin açıklayacağım” diye düşünürken babası çıkmasın mı önüme? Dondum kaldım. Ne diyeceğimi bilemedim. Adam üzerime yürüyüp haykırdı:

“Bir daha kızımı rahatsız ettiğini görürsem seni yaşatmam bilmiş ol! Şimdi buradan defol git! Elimden bir kaza çıkmadan!”

Sustum yine… Yine hiçbir şey diyemeden oradan uzaklaştım… Bir daha da onu görmeye bile cesaretim olmadı… Hasret çekmek daha da zormuş meğer. Geceler sabah, sabahlar akşam olmuyordu. Onu göremiyordum ama gözümün önünden hiç gitmiyordu…

Aradan geçen zamanda; üzüntü ve kederle geçen birkaç gün sonraydı. İş çıkışı gördüğüm manzara ile beynimden vurulmuşa döndüm. Yanında bir genç ile benim iş yerimin önünden el ele kol kola geçiyordu. Bir gün iki gün üç gün derken bu geçişin beni kıskandırmak için olduğunu anlamıştım. Çünkü bir tesadüf değildi ve olamazdı.